3 Temmuz 2007 Salı

BİR GARİP MEMLEKET HİKAYELERİ!!!



Çok gezen mi bilir çok okuyan mı? Cevap basit çok gezen çok okuyandır sanki…Okumayan bilemez başka diyarlarda ne tür güzellikler var, bilmediğini de merak etmez insan. Merak etmeyince de gezmez. Gel gelelim benim gezişlerimin okumalarla alakası yok..ki öyle olsaydı okuduğum şeylerle ilişkin olarak Meclise gitmem gerekirdi! Neyse bu sefer nereden olduğunu hatırlamadığım bir yerden dönüyorum, velhasıl yorgunluktan otobüsün boş olan arka 5’lisinde sızmışım! Bir sesler geliyor rüyamın içinde, ayıramıyorum gerçek mi? Birileri yerini bulamamış, tüm koltukların numarasına bakıyor. Kafama oturmasınlar diye uyanmak zorunda kaldım. Çişim gelmiş ama nasıl!(çok çok özür dilerim, zira çiş söylendikten sonra özür dilemesi gereken bir kelimedir!!) İyi ki insanlar kafama oturma girişiminde bulunmuş, 10 dk geç kalsalar oturacakları kuru bir koltukları olmayacaktı. Atıyorum otobüsten kendimi aşağı, muavine tembihliyorum “bekleyin emi güzel kardeşim?” Tuvalete koştum, bir tabela! “yukarı çıkmak ücrete tabidir!” sorasım geldi aşağı katta ücretsiz işenebilen bir yer var mı? Mecburum çıkacağım! Elimi cebime sokup şakır şukur cepten bozuk paraları saçarak tuvalete giriyorum. Giriyorum bir kabine bilakis rahatlamak üzereyim, kafamı kaldırıyorum ki o da neee! “Lüzumsuz çöpleri lütfen çöp sepetine atınız” Bir gülme zerk etti bende! Sevgili okur aman benden size tavsiye, küçük abdestinizi ederken kendinizi kaybedercesine höykürerek gülmeyiniz… Toparlanmamla cep telefonumu çıkarıp hemen olayı belgelemem bir oluyor. Çıkışta Yukarı çıkmak ücrete tabidir tabelasını da belgelemeye karar veriyorum. Lavobonun başında “musluğu çevir, su aksın elini sabunla “ gibisinden başka tabelalarda var ama zamanım yok otobüs kaçacak. Çıkışta ki tabelayı çekerken bir dayı geliyor yanıma.
- Niye çekiyonuz?”
- Komik!”
- Nesi komik?”
- Anlam bozukluğu var, hoşuma gitti, tam Türk işi çekiyorum”
- Hayır bir anlatırsan herkesler çekiyor da”
- Şimdi ağbicim, lüzumsuz çöp diye bir şey yoktur, çünkü lüzumlusu olmalı ki önce lüzumsuzu olsun! Çöp dediğin zaten lüzumsuz değimlidir?”
- Haaa, evet”
-E yani bak onu yazacağına şöyle yaz…-Lütfen …. ve … çöp kutusuna atınız” (özür dilerim sansürlemek durumunda kaldım ama hepinizin her yerde gördüğü tabelalar, ne olacağını tahmin edersiniz)
- Dooru valla, abla sağol. Geçen bi adama dedim ne çekiyon diye, sana ne dedi lavuk, bak böle anlatsa…
-Tamam güzel kardeşim ben geç kalıyorum sen tabelaları değiştir ben yetişim sana!”.

Otobüse koştum, hani çöp kamyonlarının kapısına asılan çöpçüler vardır ya…aynı o şekilde yakaladım otobüsü bir süre(ben kendimi toplayıp kafam dışında ki bedenimi içeri atıncaya kadar) öyle gittik.Muavine sordum “neresi burası?” diye, uyku sersemi indiğim yeri bilmiyorum, o kadar yani! Eskişehir otogarıymış, buradan tuvaletçi dayıya selamlarımı iletirim. Lüzumsuz çöpleri çöpe at dayı!

-------------------------------------------------------------------------------------
Bir kaçış! Kaç yaşındayız tam bilmiyorum. Sanırım 19 olmalı… 3 arkadaş Eskişehir’e kaçmışız. Yakın ya Ankara’ya o muhabbetten yoksa Eskişehir’de bir işimiz falan yok. Otobüs seyahatimiz hızlı bitti, indik Eskişehir otogarına. Hava ayaz… Yüzümüz yer yer mor ve kırmızı renklerden ebruli bir tablo gibi. Bindik bir belediye otobüsüne, gideceğimiz yerde belli değil, otobüste ki muavine sorduk nereye gidilir, dedi Kızılay merkezidir. Neyse Kızılay semtine geldiğimizi anladık ineceğiz, 3 kişi kaş göz ettik birbirimize, ben kapıya en yakınım iş bana düştü düğmeye basacağım. O da ne? Ne o ne? Ne diyor orada öyle? Bir yazı koymuşlar ama anlamıyorum! “Basacaklar tutamaktadır”. Nasıl yanı? Basacak ne Tutamak ne? Ve bundan bana ne? Demek bana lazım bir şey bu, buraya yazdıklarına göre! Bakıyorum etrafa arkadaşların kaş göz hareketleri serileşmiş, “hadi hadi” manasında tik olmaya el verişli bir şeyler yapıyorlar! Ama inemiyoruz, kafam karışık, otobüs gidiyor. En sonunda kırmız mı yoksa mavi kablomu benzeri ani bir risk alarak basıyorum önümde ki ilk düğmeye! Otobüs ani bir fren yapıyor ki o düğmeye 2. basışım burnumla oluyor! Allah… Arkadaşlar itiyor arkamdan, iniyoruz bilmediğimiz bir memleketin bilmediğimiz bir semtine… Soruyorlar “niye basmadın lan? “ “Neye?” “Düğmeye” “Düğme değil o basacak!” “Anam kafasını sert vurdu herhalde! Kufaxi kendine gel!” “Tutamak kafama çarptı ondan sanırım, şişmiş mi?”….
Porsuğun kenarında birer bira içiyoruz bir yerde… İçimden bütün gün tekrarlıyorum “Basacaklar tutamaktadır! Basacaklar tutamaktadır” Döndük Ankara’ya oryante olamadım, her otobüste tutamak aradım basacağa basıp ineyim! İnemediğim çok otobüs oldu sevgili okur, çok dolaştım Ankara’yı. Belli mi olur, belki size de uğramışımdır bir vakit… Off.. Tutamak pek sert çarpmıştı yaw! Off….

2 yorum:

Adsız dedi ki...

lüzumsuz kullanmadığınız organları lütfen türk hava kurumuna bağıslayınız...

Adsız dedi ki...

neden yeni yazılar yazmıyosun kufax? seneler oldu :/