15 Eylül 2007 Cumartesi

UÇANLAR VE AKLIMA KAÇANLAR...

Edremit de Turnedeyiz, oyuncu milleti değil mi otobüste sokakta hep bi içme derdinde(kendimi dahil etmedim bakınız çok disiplinliyimdir asla içmem oyun zamanı) Bir kuruyemişçide durduk büyükce bi kuruyemişçi, millet saldırıdı kuruyemişlere “dayı bu taze mi?” diyen dalıyo, dayınında bi sabrı var tabi. Ben daynının kendini kaybedip bir grup tiyatrocunun burnuna leblebi tıktığını görmemek için otobüse geri döndüm. Elim çenemde camdan bakıyorum. Umutsuzum bizim ekip yarım saatten önce dönmez. Bu umutsuzluğumda yüce rabbim yüzüme sırıttı, böle pis pis hemide! O ne o? Bir tabela! Allah! Uzmanlık alanım… (ama o dönem henüz ilgi alanım pozisyonunda!) Aynen şöyle “uçan kuşları sevenler derneği” Nası yani? Noooluyo? Uçmayan kaç tür kuş var? Bir penguenler var benim bildiğim! Bigün biri çıkıp “ulan şu g.t penguenlere kılız lan biz, dernek mi kursak? o ne öle siyah beyaz kıçımın penguenleri!” falan mı demiş. Nedir işin aslı? Üye olmak istiyorum! Hatta istiyorum istiyorum istiyorum! Ya da adamlar kuş sevenler diye bi dernek kurmuşta tüm sapıklar arayıp “kuşumu sev… hohhhh” falan mı demiş de bu kuşların alalade uçabilen kuşlar olduğunu açıklayabilmek için böyle bi “uçan “ diye belirtece ihtiyaç duymuşlar… Ben düşünürken kara kara otobüse bindi millet, bi hökürdemeler ağızlarından fındık fıstık püskürtüyolar, böle bi eğlence hali falan… Asabım bozuk sayın okur! Hayatımın en kötü turnesiydi… kuliste bile düşündüm! Uçan kuş…Uçan kuş…Uçaa…aaaa..ahaaaa…… Şimdi buldum!!!!

Hiç yorum yok: