Gitmek istiyorum kendimi bırakıp uzak bir yere ama biliyorum ki kaç kez gittiysem bavula ilk koyduğum kendim oldu. Hiç birine emanet edip çıkamadım sokağa, kısa bir tatilde komşuya bırakamadım anahtarı, günde bir kez baksın, ihtiyacı neyse versin diye. Nereye gittiysem geldi, bir adım öteye bile bırakamadım kendimi.
Bu sefer bırakmak istiyorum onu, kaçıp gitmek. Uzasa da yollar uzasa, en son durduğum yer kendimden kilometrelerce uzak olsa. Bitse beni terk edince tüm derdim. Arada aklıma gelsem ama üzülmesem, sadece içim acısa paylaştıklarımızın anısıyla. Elim telefona gitse aramak istesem aramamanın doğruluğuyla kendimden tekrar vazgeçsem. Vazgeçsem kendimden…bilsem onunda geçtiğini benden.
Çok düşündüm karar verdim yapıyorum. Elime aldım bir çanta, şimdi sıra bırakıp onu yeni hayatıma hazırlanmakta. Ne kadar az şey alırsam yanıma iyidir dedim kendi kendime, hem hızlı giderim hafif yükle, hem de hatırlatmasın onu bana hiçbir nesne… Siyah bir pantolon almışım yanıma, siyah bir de kazak, hızımın rüzgarından üşümesin boynum diye bir de mor fular… Elimde gri bir çanta içinde sadece hayatım, kaldırmak istedim acıdı canım… Dedim olmayacak böyle ağır oldu çantam bırakayım bir kısmını, açtım deşeledim içini dışını, ne bir parça eksiltebildim içinden nede hediye edebildim kaçacağım memleketin sokak insanlarına yoğumu varımı… Baktım her şey bana ait, her şey benle, oturdum çantamın başında daldım bir garip rüyaya… Rüyamda bir deniz aşırı ülkedeyim, mavi renk mavi , yeşil renk yeşil… burnunda toprak kokusu nerdeyse acıtacak ciğerlerimi… Etrafa bakıyorum kimse yok… sesleniyorum “kimse yok mu?” sesim dönüyor geri geliyor bana, yankısı çınlıyor yalnızlığımın, kırılıyor ruhum, yürüyorum öte yana… Çok yürüyorum, dilim damağım kuruyor, çöküveriyorum dizlerimin üstüne sesleniyorum son kez can havliyle “kimse yok mu?” bari kendim olsaydı burada diyorum, işte o zaman kimseye ihtiyacım kalmazdı. Bir an bakınıyorum etrafa elimi atıyorum telefona arıyorum kendimi… Hemen açıveriyor telefonumu telaşlı bir sesle “nerdesin?” diyor. Ağlıyorum hüngür hüngür anlatamıyorum nerde olduğumu bile… diyorum çok güzel bir yerdeyim, etraf yeşil, deniz ve gökyüzü mavi, hava mis gibi. Ne ağlıyorsun o zaman diyor, kimse yok diyorum. Sen varsın ya diyor, ben bıraktım kendimi orda bende yokum diyorum. Ağlama hiç terk etmeseydin beni diyor. Çok üzüldüm buralarda merak ettim seni diyor, susuyorum… sonra bir ses.. telefonum çalıyor! Bakıyorum telefon elimde, zaten konuşuyorum kendimle. Durmuyor çalıyor… uyanıyorum. Yakın bir dostum arayan açıyorum sersemim, gel bir kahve yapayım diyor. Kalkıyorum elimi yüzümü yıkayıp çantamı boşaltıp çıkıyorum evden. Kendimi de alıyorum yanıma. Ellerim cebimde, yüzümde bir gülümseme yolda yürürken arada bakıyorum yanıma kendimi gördükçe seviniyorum. Sıcacık bir kahveye giderken içimden tekrarlıyorum, “özür dilerim”.
*Fotoğrafçı: Zeynep Beler, Fotoğraf modeli: Kufax

1 yorum:
meraba tanışalımmı ben süleyman msnden konuşmak istermisin
sexsi_boy_sulo_1931ci@hotmail.com
ekle beni güzelim
Yorum Gönder